Ceza hukukunda suçlar ve cezalar 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile belirlenmiştir. Büromuzda müvekkillerimize soruşturma evresinden kovuşturmaya, üst derece yargı yollarından infaz aşamasına kadar her adımda avukatlık hizmeti sunulmaktadır.
Gözaltı, ifade ve sorgu işlemlerinde hazır bulunma, tutukluluğa itiraz, adli kontrol başvuruları ve istinaf ile temyiz süreçleri özenle takip edilir. Müvekkillerimizin hak ve özgürlüklerinin yasalar çerçevesinde etkin ve hızlı şekilde korunması temel önceliğimizdir.
Bu alanda hukuki desteğe mi ihtiyacınız var? Bize ulaşın, durumunuzu birlikte değerlendirelim.
Ceza Hukuku alanında en çok merak edilen konuları derledik. Aradığınız soruyu kutucuğa yazarak tüm başlıklarda arama yapabilirsiniz.
Ceza hukuku; toplum düzenini korumak amacıyla suç sayılan fiilleri ve bu fiillere uygulanacak yaptırımları düzenleyen hukuk dalıdır. Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu başta olmak üzere ilgili mevzuat hükümleri uygulanır.
Ceza davaları, suç ihbarı veya şikâyeti üzerine Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturma sonucunda yeterli şüphe bulunması halinde hazırlanan iddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesiyle açılır.
Ceza soruşturması; ihbar, şikâyet veya savcılığın suç işlendiğini öğrenmesi üzerine Cumhuriyet Savcılığı tarafından başlatılır. Savcılık, delilleri toplayarak kamu davası açılıp açılmayacağına karar verir.
Hayır. Bazı suçlar şikâyete bağlıdır ve mağdurun şikâyeti olmadan soruşturma başlatılamaz. Ancak birçok suçta Cumhuriyet Savcılığı, şikâyet olmasa dahi resen soruşturma yürütür.
Şikâyete bağlı suçlarda genel olarak mağdurun suçu ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyette bulunması gerekir. Bazı suçlarda ise farklı düzenlemeler bulunabilir.
Savcılık, suç işlendiğine dair yeterli delil bulunmadığı veya kovuşturma şartlarının oluşmadığı kanaatine varırsa kamu davası açmayarak takipsizlik kararı verebilir. Bu karara karşı belirli şartlarda itiraz edilebilir.
İddianame, Cumhuriyet Savcısının soruşturma sonunda yeterli şüphe bulunduğu kanaatine varması hâlinde hazırladığı ve ceza davasının açılmasını sağlayan belgedir. Mahkeme tarafından kabul edilmesiyle dava açılmış olur.
Sanık, hakkında iddianame düzenlenerek ceza davası açılan kişidir. İddianame kabul edilinceye kadar ise kişi "şüpheli" sıfatını taşır.
Mağdur, suçtan doğrudan zarar gören kişidir. Müşteki ise suç nedeniyle şikâyette bulunan kişiyi ifade eder. Bazı durumlarda mağdur ve müşteki aynı kişi olabilir.
İfade, şüphelinin kolluk veya Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlenmesidir. Sorgu ise şüpheli veya sanığın hâkim ya da mahkeme tarafından dinlenmesini ifade eder.
Şüpheli veya sanık, kendisini suçlayabilecek açıklamalarda bulunmaya zorlanamaz. Susma hakkı, adil yargılanma hakkının temel güvencelerinden biridir.
Yakalama, suç işlendiği şüphesi bulunan kişinin kanunda öngörülen şartlar altında geçici olarak özgürlüğünün kısıtlanmasıdır. Yakalama işlemi belirli usul kurallarına tabidir.
Gözaltı süresi suçun niteliğine göre değişebilir. Kanunda öngörülen süreler içerisinde kişi ya serbest bırakılır ya da hâkim önüne çıkarılır.
Hayır. Tutuklama bir ceza değil, ceza yargılaması sırasında uygulanan koruma tedbiridir. Amaç, yargılamanın sağlıklı şekilde yürütülmesini sağlamaktır.
Adli kontrol, tutuklama yerine uygulanan koruma tedbiridir. İmza verme, yurt dışına çıkış yasağı veya konutu terk etmeme gibi yükümlülükler getirilebilir.
Kanunda belirtilen istisnalar dışında, usulüne uygun şekilde çağrılan kişilerin tanıklık yapması hukuki bir yükümlülüktür.
Delil; suçun işlendiğini veya işlenmediğini ortaya koymaya yarayan her türlü hukuka uygun bilgi, belge ve bulgudur. Hukuka aykırı elde edilen deliller kural olarak mahkeme tarafından değerlendirmeye alınmaz.
Mahkeme, sanığın suç işlediğinin kesin ve yeterli delillerle ispat edilemediği veya yüklenen fiilin suç oluşturmadığı kanaatine varırsa beraat kararı verir.
Sanığın suç işlediğinin sabit görülmesi hâlinde verilen karardır. Mahkûmiyet sonucunda hapis cezası, adli para cezası veya kanunda öngörülen diğer yaptırımlar uygulanabilir.
Yargılama süresi; suçun niteliğine, dosyanın kapsamına, delil durumuna ve mahkemenin iş yoğunluğuna göre değişiklik gösterir. Bu nedenle her dava için kesin bir süre belirtmek mümkün değildir.
Her ceza davasında avukat bulundurmak zorunlu değildir. Ancak kanunda zorunlu müdafilik öngörülen bazı durumlarda şüpheli veya sanığa baro tarafından avukat görevlendirilir. Bunun dışında kişiler kendi tercihleriyle de hukuki destek alabilir.
Suçtan zarar gören kişi, Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk birimlerine başvurarak şikâyette bulunabilir. Bazı suçlarda şikâyet belirli süre içinde yapılmalıdır. Şikâyete tabi olmayan suçlarda ise savcılık resen soruşturma yürütür.
Bu durum suçun niteliğine göre değişir. Şikâyete bağlı suçlarda şikâyetten vazgeçilmesi davanın düşmesine neden olabilir. Ancak kamu adına takip edilen suçlarda şikâyetten vazgeçilmesi davayı sona erdirmez.
Uzlaştırma; kanunda belirtilen bazı suçlarda mağdur ile şüpheli veya sanığın uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşmasını sağlayan alternatif bir çözüm yöntemidir. Tarafların anlaşması halinde ceza soruşturması veya kovuşturması sona erebilir.
Usulüne uygun şekilde çağrılmasına rağmen mazeretsiz olarak ifade vermeye gitmeyen kişi hakkında zorla getirme kararı verilebilir. Bu nedenle çağrı kâğıdında belirtilen tarihte hazır bulunulması önemlidir.
Gözaltı, suç işlendiğine dair şüphe bulunan kişinin soruşturmanın sağlıklı yürütülmesi amacıyla kanunda öngörülen süre boyunca geçici olarak özgürlüğünün kısıtlanmasıdır. Gözaltı işlemi belirli şartlara tabidir ve yargısal denetime açıktır.
Tutuklama; kuvvetli suç şüphesinin bulunması ve kaçma, delilleri karartma veya tanıklar üzerinde baskı kurma ihtimalinin varlığı gibi nedenlerle başvurulan koruma tedbiridir. Tutuklama istisnai bir tedbir olup her olayda uygulanmaz.
Adli kontrol, tutuklama yerine uygulanan koruma tedbirlerinden biridir. Şüpheli veya sanık hakkında belirli yükümlülükler getirilerek yargılama sürecinin sağlıklı şekilde yürütülmesi amaçlanır. İmza yükümlülüğü, yurt dışına çıkış yasağı ve konutu terk etmeme bunlara örnek olarak gösterilebilir.
Tutuklama kararına karşı, kanunda belirtilen süre içerisinde yetkili mahkemeye itiraz edilebilir. Mahkeme, itirazı dosya kapsamına göre değerlendirerek tutukluluğun devamına veya tahliyeye karar verebilir.
Beraat kararı, yargılama sonucunda sanığın suç işlediğinin kesin ve yeterli delillerle ispat edilememesi veya yüklenen fiilin suç oluşturmaması halinde verilen karardır. Beraat eden kişi hakkında ceza uygulanmaz ve masumiyet karinesi korunmuş olur.
Mahkûmiyet kararı, sanığın suç işlediğinin mahkeme tarafından sabit görülmesi halinde verilen karardır. Bu karar sonucunda hapis cezası, adli para cezası veya kanunda öngörülen diğer yaptırımlar uygulanabilir. Mahkûmiyet kararına karşı istinaf ve şartları varsa temyiz kanun yollarına başvurulabilir.
HAGB, belirli şartların gerçekleşmesi halinde mahkemenin kurduğu hükmün sanık hakkında hemen sonuç doğurmamasını sağlayan bir kurumdur. Denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmez ve yükümlülüklere uyulursa hüküm açıklanmaz ve dava düşer. HAGB'nin uygulanabilmesi için kanunda belirtilen şartların bulunması gerekir.
Cezanın ertelenmesi, mahkemenin belirli koşulların varlığı halinde hükmedilen hapis cezasının infazını ertelemesidir. Erteleme süresi içerisinde yükümlülüklere uygun davranılması durumunda ceza infaz edilmiş sayılabilir. Her mahkûmiyet kararı için erteleme uygulanması mümkün değildir.
Adli para cezası, mahkeme tarafından gün sayısı ve bir günlük miktar esas alınarak belirlenen parasal yaptırımdır. Süresi içinde ödenmeyen adli para cezaları, kanunda öngörülen şartlar çerçevesinde hapis cezasına çevrilebilir.
Bazı kısa süreli hapis cezaları, kanunda belirtilen şartların bulunması halinde adli para cezasına çevrilebilir. Ancak her hapis cezasının para cezasına çevrilmesi mümkün değildir. Suçun türü, cezanın süresi ve sanığın hukuki durumu bu konuda belirleyici olur.
İstinaf, ilk derece mahkemelerinin verdiği kararların hem maddi olay hem de hukuki yönden bölge adliye mahkemesi tarafından yeniden incelenmesini sağlayan olağan kanun yoludur. İstinaf incelemesi sonucunda karar kaldırılabilir, değiştirilebilir veya onanabilir.
Temyiz, istinaf incelemesinden geçen ve kanunda temyizi mümkün olan kararların hukuka uygunluğunun Yargıtay tarafından denetlenmesini sağlayan kanun yoludur. Yargıtay, dosyayı hukuki yönden inceleyerek kararı onayabilir veya bozabilir.
Kesinleşen mahkeme kararları kural olarak bağlayıcıdır. Ancak kanunda öngörülen istisnai durumlarda yargılamanın yenilenmesi, kanun yararına bozma veya Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları doğrultusunda yeniden değerlendirme yapılması mümkün olabilir.
Adli sicil kayıtları, cezanın infazı veya kanunda belirtilen diğer şartların gerçekleşmesinden sonra ilgili mevzuatta öngörülen sürelerin dolmasıyla silinir ve gerekli hâllerde arşiv kaydına alınabilir. Kayıtların silinme süresi; suçun türüne, verilen cezanın niteliğine ve yasal düzenlemelere göre değişiklik gösterebilir.
Ceza avukatı; soruşturma aşamasında ifade alma, gözaltı ve tutuklama işlemlerinden başlayarak kovuşturma sürecinde duruşmaların takibi, delillerin değerlendirilmesi, savunmanın hazırlanması, istinaf ve temyiz başvuruları ile infaz aşamasına kadar ceza yargılamasının tüm süreçlerinde hukuki destek sağlayabilir. Erken hukuki destek alınması, hak kayıplarının önlenmesi açısından önem taşır.
Türk hukukunda bazı istisnalar dışında dava açmak için avukat tutma zorunluluğu bulunmamaktadır. Kişiler davalarını kendileri de takip edebilir. Ancak usul kuralları ve hak kayıplarının önlenmesi açısından hukuki destek alınması faydalı olabilir.
Her dava türü için kanunda farklı hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri öngörülmüştür. Bu nedenle hukuki hakkın kaybedilmemesi için ilgili sürelerin dikkatle takip edilmesi önemlidir.
Davaların sonuçlanma süresi; davanın türüne, delillerin toplanmasına, bilirkişi incelemelerine, tanık sayısına ve mahkemelerin iş yoğunluğuna göre değişiklik gösterir. Bu nedenle tüm davalar için geçerli tek bir süre vermek mümkün değildir.
Tarafı olunan birçok dava ve icra dosyasına e-Devlet sistemi üzerinden erişim sağlanabilmektedir. Bunun yanında UYAP Vatandaş Portalı üzerinden de dosya bilgileri ve mahkeme işlemleri takip edilebilir.
Ceza hukukunda zamanaşımı, kanunda belirtilen sürelerin geçmesi nedeniyle devletin ceza soruşturması yapma, kamu davası açma, açılmış davayı sürdürme veya kesinleşmiş cezayı infaz etme yetkisinin sona ermesini ifade eder. Zamanaşımı süreleri; suçun niteliğine, kanunda öngörülen cezanın üst sınırına ve somut olayın özelliklerine göre değişiklik gösterir.
Ceza hukukunda temel olarak dava zamanaşımı ve ceza zamanaşımı olmak üzere iki tür zamanaşımı bulunmaktadır. Dava zamanaşımı, belirli süre içinde soruşturma veya kovuşturmanın tamamlanamaması hâlinde kamu davasının düşmesine neden olabilir. Ceza zamanaşımı ise kesinleşen mahkûmiyet kararının kanunda öngörülen süre içinde infaz edilmemesi durumunda gündeme gelir.
Ancak bazı suçlar bakımından zamanaşımına ilişkin özel düzenlemeler bulunabileceğinden, her somut olayın kendi koşulları ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
Ceza hukukunda hak düşürücü süre, kanunda belirlenen süre içinde kullanılmayan bazı usul haklarının sonradan kullanılamamasına yol açan kesin süredir. En yaygın örneği, şikâyete tabi suçlarda mağdur veya suçtan zarar gören kişinin, suçu ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikâyet hakkını kullanması gerektiğidir. Bu süre içinde şikâyette bulunulmaması hâlinde şikâyet hakkı sona erer ve kural olarak bu suç nedeniyle ceza soruşturması veya kovuşturması yapılamaz.
Bunun yanı sıra, ceza yargılamasında istinaf, temyiz ve itiraz gibi kanun yollarına başvuru süreleri de kanunda belirlenen kesin sürelere tabidir. Bu sürelerin geçirilmesi, ilgili başvuru hakkının kaybedilmesine neden olabilir. Bu nedenle ceza hukukunda öngörülen sürelerin dikkatle takip edilmesi hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşır.
Vekâletname, bir kişinin başka bir kişiyi belirli hukuki işlemleri yapmak üzere yetkilendirdiğini gösteren resmi belgedir. Avukatlık vekâletnamesi noter tarafından düzenlenir ve kapsamına göre dava açma, dava takip etme veya sulh olma gibi yetkiler içerebilir.
Bilirkişi; çözümü özel veya teknik bilgi gerektiren konularda mahkemeye görüş sunan uzman kişidir. Hakim, teknik değerlendirme gerektiren uyuşmazlıklarda bilirkişi görevlendirebilir ancak hukuki değerlendirme yapma yetkisi yalnızca mahkemeye aittir.
İlk derece mahkemelerinin verdiği kararların bir kısmına karşı istinaf, kanunda öngörülen şartların bulunması halinde ise temyiz yoluna başvurulabilir. Başvuru süresi ve usulü, kararın niteliğine göre değişiklik gösterdiğinden kanuni sürelerin kaçırılmaması önemlidir.
Bizi arayın, durumunuzu birlikte değerlendirelim. İlk görüşmede yol haritanızı netleştirelim.