
Adli tıp; hukuk ve tıp bilimlerinin ortak olarak çalıştığı bir bilim dalıdır. Adli tıp, insan hakkı ihlallerinin giderilmesi için suç içeren vakıaların alanında uzman kişiler tarafından bilimsel yöntemlerle değerlendirilip, yazılı bir rapor şeklinde gerekli kolluk kuvvetlerine ve makamlara bildirilerek, adaletin sağlanmasında büyük oranda rol oynamaktadır.
Tarihçe ve Gelişim
Adalet kavramı toplumlarda bir ideayı ifade etmektedir. Toplumlar, suç ve ceza konularında maddi gerçeğe ulaşmak için birçok yöntem kullanmışlardır. Adli tıp tarihte ilk defa Mısırlılarda görülmüştür. Neredeyse 5.000 yıl kadar önce, Eski Mısır’da yaralama ve cinayet gibi olayları doktorlara sordukları görülüyordu.
Adli tıp, Milattan Önce 1760 yılı civarında Mezopotamya’da ortaya çıkan, tarihin en eski ve en iyi korunmuş yazılı kanunlarından biri olan Hammurabi Kanunlarında da görülmektedir. Aynı zamanda Tevrat’ta da yer alır.
En adil olan cezayı verme konusunda teknoloji ve bilim ilerledikçe adli tıp yöntemleri de gelişim göstermiştir.
Adli Tıp Kurumunun Yapısı ve Görevleri
Adli tıp, adalet kavramının en ideal biçimde gerçekleşmesi için ihtisas kurulları ve ihtisas daireleriyle topluma hizmet etmektedir. İnsanların yaşamları boyunca ve yaşamları sona erdiğinde, insan hakları ile ilgili karşılaşabilecekleri ihlallerle ilgili bilimsel yöntemlerle gerçeğe ulaşma çabasında olan adli tıp kurumları hukuk devletlerinin en önemli ögesi olmaktadır.
Adli tıp bilirkişiliklerinde incelenen olayları genel olarak ölüm olguları ve canlı kişilerde incelenen olaylar olmak üzere iki ana başlıkta toplayabiliriz. Ölüm olaylarında keşif ve otopsi çalışmaları vardır. Canlı kişilerdeki olaylar ise başlıca müessir fiile bağlı meydana gelen durumların incelenmesi ile mağdur ve suçlunun ruhsal durumlarının değerlendirilmesidir.
Genel olarak iki alan içerisinde toplanan adli tıpta; klinik adli tıp canlıların muayenesi ve hukuksal düzenlemelerle ilgilenirken, adli patoloji ise ölüm ve ölüm olaylarının hukuksal anlamda ölüm sebepleri ile ilgilenmektedir.
Adli Tıbbın Önemi
Adli tıp, özel hukuk ve kamu hukuku alanlarında birçok vakıanın maddi gerçeğe ulaşabilmesi için alanında uzman kişiler tarafından, bilimsel yöntemlerle mahkemelere bilirkişi raporları hazırlamaktadır. Hazırlanan bilirkişi raporlarının mahkeme heyetlerinin kararlarına kesin bir hükmü olmamakla birlikte, bilimsel yöntemlerle hazırlanan bu raporlar çok fazla önem arz etmektedir.
Özellikle Ceza Hukuku alanında sıkça başvurulan adli tıp raporları büyük önem taşımaktadır. Örneğin bir cinsel istismar davasında somut delillerin değerlendirilmesi, failin ve mağdurun ruhsal durumlarının incelenmesi, bir intihar vakasında cesedin ölüm nedeninin belirlenmesi, işkence suçunun oluşup oluşmadığı, silahlı yaralama veya cinayet davasında silahın atış mesafesi, merminin hangi silahtan çıktığının incelenmesi ve daha birçok vakıada maddi gerçeğe ulaşmak için adli tıp raporlarına başvurulmaktadır.
Özel hukuk alanında ise imza ve evrak sahteciliği suçu, yazı, fotoğraf ve teknik inceleme gerektiren siber suç incelemeleri, erginlik kazanılması için kemik yaşının tespiti, babalığın tayini gibi konularda bilirkişi raporları sunmaktadır.
Sonuç
Ülkemizde 20. yüzyıl başlarından beri teknolojik gelişmelerle birlikte oldukça gelişim gösteren adli tıp bilimi, maddi gerçeğe ulaşma konusunda oldukça yardımcı olmaktadır. Toplumda suç mağduru veya faili olan kimselerin, adli tıp incelemesi sonucunda çıkacak olan raporda gerçeğe yaklaşıldığına dair güven duygusu oluşmaktadır.
Adli tıp raporları sayesinde birçok faili meçhul cinayet aydınlatılmakta, çocuk istismarı gibi ırza yönelik suçlarda failler belirlenmekte, kadın cinayetleri aydınlatılmaktadır. Aynı zamanda suç isnad edilen kişilerin işledikleri suçun oranında ceza alması için işledikleri suçlar ayrıntılı olarak belirlendiği için “suçta ve cezada orantılılık ilkesi” mahiyetini korumaktadır.